“Türban bir (şifre)dir; herkes onu kafaya takılan bir giysi sanıyor, o aslında yeni emperyalizmin Türkiye’deki Kod adıdır.
- Türkiye’de aklı başında insanların laikliği (ve türbanı) iyi anlaması gerekir. Türban yalnız şeriatın değil aynı zamanda emperyalizmin de bir simgesidir.
‘’Ben emperyalizme karşıyım’’ diyemeyen bir insanın . ‘’Ben Türban’a karşıyım’’ demeye hakkı yoktur. Türban hem şeriat düzeninin hem batı emperyalizminin ortak simgesidir.
Graham Fuller, Morton Abromowitz, Richard Holbrooke gibi siyasiler ve senaryo yazarları, emperyalizmin Türkiye’deki egemenliğini ve şeriatçı düzeni hep birlikte andılar. Türban ikisini birleştiren bir simge….
‘’Versace’’ markasını taşıyan bir türbanlı, bunun en açık kanıtı değil mi? Ya da Yaşar Nuri Öztürk’ün dediği gibi ithal malı bir ‘rahibe’ kıyafeti…”

Bahsi geçen gündem maddemiz “Türban!”..Eee biz de bir şey söylemeden, düşüncelerimizi belirtmeden,gündeme ayak uydurmadan geçmeyelim dedik.Yandaki resmi çoğunuz görmüşsünüzdür.Çokca sitede karşımıza çıkmakta..Öncelikle buna bir iki yorum getirmek gerekli..

İlk gördüğümde bu resim için çoğu insanın da dediği gibi “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!” demekle kalakaldım çünkü başka söz bulamadım ne denilebilir ki..

Popüler kültür mü,özgürlük mü,moda mı,şeriat hükmü mü,aile baskısı mı…Bilmiyorum artık adını siz koyun ama ben bu kardeşimize sadece acıdım..Dizüstü eteğini ve artık adı her neyse ip askılı olan sırt dekolteli kıyafetlerini çıkarırsak bir şeye benzetecem ve özgürlükleri adına sesimi çıkarmıycam ancak şu haline şu görünüşe bakınca..

Neyse R.T.E bu arkadaşımızı bulup standartlara uygun şekilde giyinmesine yardımcı olmuştur..(umarım!)

Türbana karşı değilim ancak türbanın eğitim kurumlarında ve kamu hizmeti veren kuruluşlarda serbest hale getirilmesine karşıyım!Çünkü bu hak,özgürlükler adına bu kızlarımıza,bacılarımıza,annelerimize verilmiyor..25 Kasım 1925′ten beri sadece ve sadece seçim dönemlerinde ve bu dönemlere yakın zaman aralıklarında gündeme gelen bu konu seçim kaygısıyla gündeme oturan afyondan başka bir şey değildir..İnsanımız öyle derin çekiyor ki nefesini,daha ikinci nefese geçmeden kafa buluyor kalitesiz arap afyonuyla!

Dedim ya bu hak insanlarımıza özgürlükler adına verilmiyor peki ya ne için veriliyor diye soracak olursanız size vereceğim cevap “Başkalaşım!” olacaktır..

Yılan nasıl yeni bir deriye bürünürse Cumhuriyet rejimimiz de türban denilen bez parçasıyla sarmalanıp yeni bir yüze büründürülüyor!İktidarın bu hamlesine olumlu karşılık veren muhalefet ise Bahçe(!)sinde hasat bekliyor!Ne hasatı diye soracak olursanız belediye seçimleri..

Çokca konuya değinemedim biliyorum yazacak o kadar çok şey var ki..Baksanıza 3 haftadır aynı dalavere dönüp dolanıyor..Bir an önce sonuç bağlansa da biz de yapmamız gerekenlere karar versek!Köşkte ki efendi de işini bilmiyor değil hani..MGK toplantısının havasını koklamak istiyor yasayı onaylamak için..

Postal seslerini işitiyor musunuz?

“Aykut Aydemir..”

Yer:Kuleli Parkı
Tarih:27/01/2008
Türban kamusal alana böyle girdi..